Evde çalışmaktan keyif alanlardanım ama buna ek olarak ev dışında çalışmaktan daha fazla keyif alanlardanım :) Laptop’ımı ve şarj adaptörünü alıp farklı cafe’lere kurulup çalışmak, farklı ortamlarda bulunmak benim için hem keyifli hem de ilham verici oluyor. Ama bazen çeşitli sorunlar can sıkıcı olabiliyor…
Bunlardan bir tanesi internet erişiminde yaşadığım sıkıntılar. Her yerde WiFi olmuyor. Geçtiğimiz sene TTNet WiFi hot-spot’larının sayısını hatırı sayılır ölçüde arttırmış ve benim gibileri oldukça rahatlatmıştı. Ama geçtiğimiz aydan itibaren bu hot-spot’larının kullanımına getirdiği sınırlamalar sebebiyle artık neredeyse ücretsiz olarak kullanılamaz durumdalar.
Bir diğer sıkıntı laptop’ların pil ömrü. Her yerde priz bulmak kolay olmuyor ya da priz olan yerde rahat oturulamıyor. Şarj olmayınca da tüm eğlence –benim için- en fazla 2 veya 2,5 saat sürüyor. Ayrıca laptop’ın adaptörünün kocaman olması, kabloları da buna ekleyince taşımanın ve yerleştirmenin sıkıntısı artıyor.
Taşımak demişken, 15” ve üzerinde ekrana sahip bir laptop’a sahipseniz taşımak ve kullanmak daha da işkence oluyor. Özellikle 17” ekranı olanların pek de “taşınabilir” olduğuna inanmıyorum şahsen :) Özellikle masa olmayan yerlerde hem kapladığı yer hem de açığa çıkarttığı ısı sebebiyle aslında laptop’lar ciddi bir sıkıntı kaynağı diyebilirim.
Tüm bu sebeplerle ev dışında çalışmak, beklenildiği kadar basit ve keyifli olmayabiliyor. Peki ne yapılabilir? Dışarıda çalışmayı sevenler için önerilerim şunlar:
- 13” veya daha ufak bir laptop ve aynı ufaklıkta bir şarj (şarz değil) adaptörü
- Uygun bir taşıma çantası
- WiFi hot-spot’lara bağımlı olmamak için bir EDGE/3G destekli USB/PCMCIA modem
Bu konuda ilk aklıma gelen örnek Sony’nin 13”lik laptop serisi. Ufak olmasına aldanmamak gerekiyor. 13”lik ekrana, inceliğine ve hafifliğine rağmen oldukça güçlü konfigürasyona sahip laptop’lar bulmak mümkün. SZ, Z ve SR serileri 13”, TZ serisi ise 11”lik ekranları ve 6 saate ulaşan pil ömürleri ile efsanevi durumda. Ancak bu güzel özellikler oldukça pahalıya geliyor :)
Alternatif olarak Asus’un Eee PC’si ve Acer Aspire One, Sony karşısında çok daha cazip kalıyor. Dışarıda ciddi bir işlemci gücü, güçlü bir ekran kartı veya çok büyük bir disk kapasitesine pek de ihtiyaç duyulmayacağı düşünüldüğünde kompakt tasarım, yeterli özellikler ve 8 saati bulan pil ömrü ile Asus ve Acer ideal bir laptop olarak düşünülebilir. Ufak tasarımı tamamlayan bir diğer unsur da şarj adaptörünün normal bir laptop’a göre çok daha minik olması. Böylelikle laptop ile beraber şarj adaptörünün taşımak daha da kolay ve pratik hale gelecektir.
Laptop tarafını hallettikten sonra gelelim internet bağlantısı kısmına… TTNet’in WiFi erişimine getirdiği sıkıntılardan sonra herkesin derdi kendi internet erişimini müşterilerine sağlayan cafe’ler bulmak. Bu cafe’lerde olması gerekenlerin listesini yaparsak:
- Koltukları rahat olacak
- Uzun saatler boyunca garsonların sizi rahatsız etmediği bir ortam olacak
- Bol bol priz olacak
- Ortam sessiz olacak veya ortamda hafif bir müzik yayını olacak
- İstediğiniz gibi kullanabileceğiniz, sorunsuz bir internet erişimi olacak
Gün geçtikçe daha fazla cafe’nin laptop ile çalışanlar için daha uygun ortamlar sağladığını düşünebiliriz. Ancak yine de internet erişimi hala ciddi bir problem. Bu konu da Turkcell’in müşterilerine sunduğu ConnectCard ile çözüme ulaşmak mümkün. Özellikle internet paketlerinin ücretlerinin oldukça ucuzlaması sonucunda kullanıcılar için çok cazip paketler mevcut şu anda. 3G de gelmiş olsaydı eğer aylık paketlerin ADSL paketleri ile rekabet edebilecek seviyeye gelebileceğini söyleyebilirdim, ama o durumlar karışık, girmeyelim şimdi :)
Sonuç mu?
- Mevcut 14” lik ağır laptop’ımı değiştiriyorum, 11″ ve daha ufak bir model alacağım
- Taşıma çantamı daha kompakt bir modelle değiştireceğim
- ConnectCard’ım hep yanımda olacak :)
- Rahat bir cafe de bulup keyfime bakacağım!
İstanbul’da rahat bir cafe mi? Buyrun buradan yakın: http://friendfeed.com/rooms/open-office-istanbul :)
Recent Comments