Şöyle bir evim olsa…

by goktug on May 27, 2007

Yıllardan beri hep bir evim olduğunda içinin nasıl olması gerektiği hakkında hayaller kurarım. Ancak Sabancı Üniversitesi’nde okuduğum için, çeşitli sebeplerle bir ev yerine kampüsteki yurt odası elbette çok daha cazip. Akabinde yurt dışında yüksek lisans yapma umuduyla yola çıkmama rağmen, hem koşulların beni bu yöne itmesi, hem de karşıma çıkan fırsatlar sonucunda büyük bir ihtimalle iş hayatına gireceğim. Bu da bir evim olacağı anlamına geliyor :) Buraya yazdığım şeylerin hepsinin bir anda evimde olacağını söylemiyorum elbette, ancak ilerleyen yıllarda gerçekleştirmeyi düşündüğüm birçok şey yine bu satırlarda olacak…

Bir süredir “evim güzel evim” kategorisi altında evimde olmasını istediğim bazı şeyleri listeliyorum. Bu sefer de, topluca bişeyler eklemek istedim.

Evimdeki şarapları şık bir şekilde dizebileceğim, dekoratif olarak da sergileyebileceğim bir şaraplık istiyorum örneğin. Tekli yerine birkaç tane şarabı barındırabilecek bişeyler olması daha iyi olur diye düşünüyorum. Ahşap olabilir, piyasayı araştırmam lazım bu konuda biraz. Örnek olarak SanalMağaza’ da gördüğüm 12′lik şaraplık fena değil gibi…

DVD ve CD’ler için şık bir rafın güzel olacağını düşünüyorum. Bu konuda önceki bloglarda bazı raf çeşitlerini göstermiştim. Buna ek olarak Livingetc dergisinin mayıs ayı sayısında gördüğüm raflar da gayet hoş.


Koltuk konusunda ise bi kere tekli bir koltuğum olmalı bana özel olarak :) Bunun dışında ikili veya üçlü koltuklar da olacak elbette. Aklımdaki koltuklar rahat, pofuduk ve sert kısımları olmayan koltuk dizaynları. Ancak TepeHome, Mudo, Ikea gibi yerlerde çok daha yakından inceledikten sonra karar vermek en iyisi olacaktır sanırım. Bir de şöyle bir seçenek var tek kişilik koltuk için, TepeHome’da gördüğüm yatar koltuklar. Bunlar otururken rahat olmanın yanında, kitap okumak, dizi/film izlemek, dinlenmek gibi birçok konuda rahatlık sunabildiği için, kendime ait tek bir koltuk olarak böyle bir şey de düşünebilirim. Şu sıralar Ligne Roset, Roce-Bobois ve Pottery Barn gibi yerlerden fikir çalma aşamasındayım :)

Elbette evimde olmasını en çok istediğim şeylerden birisi de büyük ekran bir LCD televizyon. Vestel’in çok uygun fiyata güzel LCD’leri var, ancak öte yandan Sony’nin görüntü kalitesi ve fiyatları da tartışılmaz :) Bu konunun üzerinde çok durmaya gerek yok, bir şekilde hallolur zaten. Asıl önemli olan bu televizyonu besleyebilmek. Yani iyi bir görüntü aktarma şekli ile bilgisayarı bağlamak veya Nintendo Wii ile beraber tam bir oyun canavarına çevirebilmek. DVD player çok gerekli değil, çünkü sonuçta bilgisayarı düzgün bir şekilde bağlarsam DVD player sorunu da hallolmuş oluyor. Bu bağlama konusu ise karışık. Vestel ile çota diye kablosuz olarak dizi ve filmleri izleme şansım var, ancak ekran olarak kullanma söz konusu olursa yine kabloya ihtiyaç olacak.

Evimin duvarlarının boş kalmamasını istiyorum. Bu sebeple çeşitli posterler, tablolar ve resimler ile donatmak istiyorum her yeri. Sıradan şeylerden kaçınmak, biraz daha şık ve stil sahibi bir şekilde olmasını istiyorum. Bunlara ek olarak evimdeki her oda ve koridor için de isimlendirmeler yapıp, bu isimleri iyice içselleştirdikten sonra metal plakalar şeklinde bastırmayı düşünüyorum :) Bu isimlendirmeler de çeşitli teknolojilere, insanlara veya olaylara göndermeler içerebilir elbette. Aklımda şimdiden güzel isimler var ;)

Aydınlatma konusu çok önemli. Zira aydınlatma, evin içerisindeki ortamı o kadar çok değiştiriyor ki… Klasik tavandan aydınlatma yerine, yerden ve endirekt aydınlatmanın daha iyi olacağını düşünüyorum. Beyaz ışık yerine sarı ışık kullanmak da yine tercih ettiğim özelliklerden biri aydınlatma konusunda. Bu konuda yazılabilecek çok şey var ama fazla detaya girmek istemiyorum, dediğim gibi bol bol abajur, ufak ama sayıca fazla ışık kaynağı ile aydınlatma yapmak istiyorum…

Lavabo ile musluk uyumu da çok çok önemli bir nokta benim için. Öyle ki, herkesin başına en az bir kere gelmiştir. Misafirliğe gittiğiniz evde, lavaboyu kullanacağınız zaman bakarsınız ki kocaman bir lavabo, ancak cücük kadar bir musluk var, ve o musluktan akan suyun altında elinizi yıkamak isterken sürekli lavabonun kenarıyla temas halinde olan eller. Böyle dizaynlar tam anlamıyla başarısızlık bence. O yüzden, lavabo yu ortalayan ve onunla orantılı boyutlarda bir musluk olması lazım. Ayrıca normal yüksekliğinin de üzerinde ayarlanmış bir lavabo, sürekli eğilme gereksinimini de en aza indirip bu konudaki acılarımı da dindirecektir :)

Son olarak da ufak bir pratik bilgi ile bitireyim. EvCini’nin ağzından anlatıyorum: “Mantar panolara yeni bir alternatif , 90 x 120 ölçülerinde bir mdf yada sunta kestirin . Üzerine resimdeki gibi düz keten bir kumaş kaplayın . 5 adet ince saten kurdelayı dikey olarak eşit aralıklarla kabara çivisiyle mdf ‘ ye tutturun. Aynı işlemi yatay olarak 6 adet kalın saten kurdela içinde uygulayın.Kurdelaları atlamalı olarak birbirinin içinden geçirmeyi unutmayın.”

Leave a Comment

You can use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Previous post:

Next post:

Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes